İLLA EDEB İLLA EDEBİYAT....
KÖRLER ÇARŞISINDA AYNA SATILMAZ!!! MEVLANA

Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme

Kategori: Manzum

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize 
Sen zehiri şeker, şekeri zehir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
 

Mevlana Celaleddin Rumi

11:45 - 26/5/2009 - yorum {yok} - yorum yaz


SİS HAYDAR ERGÜLEN

Kategori: Manzum

 

İki şehri var gecenin, biri gözümde tütüyor,

 birinin dumanı üstünde yağmur gibi çöken siste,

 bana bu uykusuz  şehri niye bıraktın,

göze alamadığım bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak hevesindesin!  

Gözlerini anlıyorum

 Henüz bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;

gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,

öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil,

iki uzak şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle göz göze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde

Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye?
                           
Haydar ERGÜLEN

13:30 - 21/1/2009 - yorum {2} - yorum yaz


Taş Gazeli

Kategori: Manzum
I.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin

Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin

Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin

Anne seninle bağrın döğer gider mi acı
Hanidir Ferhad'dan aldığın ders taş senin

Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili
İşitmez oldun beni kalbin taşdan taş senin

Ölüm sendendir bana nedir taşlamak beni
Bana güldür çiçektir attığın her taş senin

Gözünü dikme taşa işte parça parçadır
Şimşektir bir bakışın dayanır mı taş senin

Deprem değildir dağı ve beni sarsan
Bir bakışın komaz taş üstünde taş senin

Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla
Topuğun öpmek için toz oldu dağ taş senin

II.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin

Ülkendir taş ve beton bu yanlışkent
Her gün bir yanın biraz daha taş senin

Taş alanlarıdır taş insanları taşır bir
Nereye gelsen ey aşk karşında bu taş senin

Uygarlık taşla taşımak çağlar üzre
Kolların bu denli güçlü müdür senin

Bir taş devridir ama bağışla beni
Niçin bunca geldim üstüne ey taş senin

Bir İbrahim bıçağı ikiye biçer taşı
Sevgili nasıl kırdı kutlu dişin taş senin

Ölüm bir kasırgadır çevirir seni beni
Nedir kucağında kocaman taş senin

III.
Bir bir yürürlükten kaldırılıp çürümüş devrimleri
En gürbüz bir devrimi dikmek yerine taş senin

Nereye koysam seni söyle ey yüreğim
Bir gün beni ele verir bu güçlü atış senin

Osman Sarı

11:19 - 14/1/2009 - yorum {1} - yorum yaz


ÇANAKKALE ŞİMDİ SEVDALI BİR TÜRKİYE'DİR

Kategori: Manzum

CENNET GÜLÜMSÜYORDU

                   SEVDA TEPELERİN

 

Burda ateşten kapılar açılırdı.

Altından ırmaklar akan

Sonsuzluk evlerine.

 

Burda her infilak gizemli bir doğumun

Titrek nağmelereydi.

Kundağında kıvranan bebeklerin

Anne sütü emer gibi.

Emmesiydi acıları barut kokularından

Burda akıl deliydi.

 

Bazen hicran kuşları kanat çırpar usulca.

Top sesleri dağıtır kanatlarda hüznü.

Bazen bir kartal gibi uçardı gökte umut.

Burda her an bir güneş devrilirdi toğrağa.

Cebindeki mektupla kucaklaşan askerin

Yanık bir türkü olur ah çeken dudakları.

Yüzündeki o mağrur tebessümü

Götürürdü ırağa.

 

Boğazın çiçek kokan yakut küpelerinde

Her gece bir rüyanın köşkleri parlıyordu,

Burda gülistan idi ruhun özgür taşları.

Cennet gülümsüyordu sevda tepelerinde.

 

BOMBAYA KARŞI DUA

             UFUKLAR AĞLIYORDU

 

Şimşekler bulut bulut yıldırım sağnak sağnak..

Ciddeli Mehmet Çavuş ayakların nerede?

Dardanos Tabyasındaki yer altın bir konak,

Her konak bir şehidin gül bahçesi orada.

 

Duvarları kurşundan örülmüş kıpkırmızı

Kapısından cephenin gözyaşları sızıyor

Yerle yeksan olacak celladın en arsızı

Karayel gemilere mersiyelre yazıyor

 

Hüsrana gömülmüştü bir deniz mezarında.

Zavallı  Agememnon bahtsız bütün zırhlılar..

Delikler açılmıştı göğün kulak zarında.

Doluyordu yaralı arzın kalbine sular.

 

Soğanlıdere'de kim devadan mahrum?

Elleriyle umudu acıya bağlıyordu.

Göklere sıçrıyordu çakıl taşıi kanlı kum.

Bombaya karşı dua, ufuklar ağlıyordu.

 

ÇANAKKALE ŞİMDİ

       SEVDALI BİR TÜRKİYE'DİR

 

Ey hoyrat bir kavgada yar kapısı bulanlar,
Ey hayal cümbüşünü karanlıktan alanlar,
Ey bahriyeli umut, piyadeler buyruğu,
Ey zehirli sularda nergis arayan kuğu,
Bedbaht emek, baykuşa yuva kuran sermaye,
Kime verildiğinden habersiz dertli paye,
Ey mânâ evreninde boynuma ilmek olan,
Ey gayesi tepinmek, tıkınmak, gülmek olan,
Ey ibrişim tutkular zindanına girenler,
Ey düşmana en mahrem sırlarını verenler,
Bu destanın bayrağı gönderinden iner mi
Çanakkale kutlu bir meşaledir; söner mi?


Sönmeyecek; karanlık bilmese de, niyedir
Bu eflâtun sessizlik güller mahzun diyedir.
Dünyayı yenenlerin yenildiği, o eşsiz
Çanakkale şimdi bir sevdalı Türkiye’dir.

 

                                     Nurullah GENÇ

 

08:51 - 18/3/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


SEYRANİ

Kategori: Manzum

Seyrani (1807 - 1866)

Hak yoluna gidenlerin
Asa olsam ellerine
Er pir vasfın edenlerin
Kurban olsam dillerine

Torunuyuz bir dedenin
Tohumuyuz bir bedenin
Münkir ile cenk edenin
Silah olsam ellerine

Bir üstada olsam çırak
Bir olurdu yakın ırak
Kemiğimi yapsam tarak
Yar saçının tellerine

Vücudumu kavursalar
Yönüm yare çevirseler
Harman edüp savursalar
Muhabettin yellerine

Vakit kalmadı durmağın
Kaldır SEYRANİ parmağın
Deryaya akan ırmağın
Katre olsam sellerine

11:34 - 22/2/2008 - yorum {1} - yorum yaz


Sonraki Sayfa
Hakkımda
Hep aynı hayale bu yolculuk..
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
son peygamber
karakutu
gazeteler
araştıralım
Kategoriler
Son Yazılar
- Cemil MeRİÇ 'İnsan'
- Dedim...
- Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme
- 'Kırma Dostun Kalbini...' Yunus Emre
- HAMMAL!!!
- SÜTLÜ SORUNUN HİKAYESİ
- SİS HAYDAR ERGÜLEN
- Taş Gazeli
- İNŞİRAH
- DÜŞ-ÜŞ-LEME...