| İLLA EDEB İLLA EDEBİYAT.... |
Dedim...Dedim: Çok yalnızım.Dedin: ... فَإِنِّي قَرِيبٌ Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186 Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim. Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205 Dedim: Bu da senin yardımını ister Dedin: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur-22 Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim. Dedin: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ(Öyleyse)Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90 Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım? Dedin:أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ ALLAH'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini.. ve ALLAH'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104 Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı. Dedin: اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ (2) غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِِ ALLAH aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve kullarının tövbesini kabul edendir. Ğafir-2/3 Dedim: Bunca günahım var,hangisinin tövbesini yapayım?! Dedin: إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًاALLAH bütün günahları bağışlayandır. Zümer-53 Dedim: Yani yine gelsem yine beni bağışlar mısın? Dedin: وَ مَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُALLAH'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur. Ali İmran-135 Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum. Dedin: إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَ يُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ Şüphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever. Birden 'İlahım ve Rabbim benim senden başka kimim var' dedim. Sen de أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ 'ALLAH kuluna yetmez mi?' (Zümer-36) dedin. Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim? Dedin: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا (41) وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (42) هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا Ey inananlar! ALLAH'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istiğfar eder. ALLAH, müminlere karşı çok merhametlidir. Ahzap-41/43 Kendi kendime dedim: ALLAH'ım seni çok seviyorum 11:00 - 17/6/2009 - yorum {yok} - yorum yazDuydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme
11:45 - 26/5/2009 - yorum {yok} - yorum yaz'Kırma Dostun Kalbini...' Yunus Emre![]() 10:32 - 27/2/2009 - yorum {yok} - yorum yazHAMMAL!!!![]() 09:44 - 18/2/2009 - yorum {1} - yorum yazSÜTLÜ SORUNUN HİKAYESİElimi, kolumu kaldırıp kulaç atmaya çalışırken ayaklarımın da hangi hareketi yapmasını bilmeliydim. Birbirine uyumlu olmalıydı uzuvlarım. Bütün olmalıydı bahşedilen her aza. Artık ayaklarım yere basmalıydı ‘Yüzebilmen için önce ayağının karada yere basması gerek’ dediler. Oysa ben hep ayağımın üzerindeydim. Derken sözlerin mecaz olduğunu, mecazların hakikat olmadığını anladım. Kazanma savaşındaydım. Ama iki ayrı cephede kazanma savaşı başlamıştı bir anda. Bir yanda varlığın savaşı bir yanda var olmanın savaşı. Ben var olmanın savaşından bir kesit anlatacağım şimdilik. İnsan-ı Kamil, İngilizlerin tabiriyle Perfect Human, günümüz Türkçesiyle Yetkin Birey. Bunun için merhaleler merhaleler… Öss ye hazırlanıyordum vesselam. Bir akşam okul dönüşü güzergahımda Rahmetli Gaffar Okan’ın şehadete ulaştığı yol ve her geçerken duyduğumuz hüzün ile düşünceye dalışımız tekrarlandı. Annemizin merhameti, sevgisi bir sabahtan bir akşama biriken özlemleri kapıyı açtı. Yorgunluğumu, içten vurgunluğumu yüzümden okuyordu. Mükellef bir akşam yemeği için harekete çoktan geçmişti bile mutfakta var olanla en muhteşemini yapıyordu. İnsanın yaşam köşelerini bildikten sonra tabiatta bulunan ve geometri adlı bilimde toplanan şekillerin irdeleyen hesaplayan Harizmi’ den farkım içimdeki açıları, acıları, yükseklikleri, çapları henüz hesaplayamamamdı. Bir soru vardı çözemiyordum, her cevapsız soru beni bulmaz ki deyip işi inada bindirmiştim. Çözememiştim Yoğun bir çalışmanın ardından, yorgunluk bastırmış ve gözlerimden akan uyku, başımı taştan taşa vurmamak için yastığa vurmuştu. O soru cevapsız kalmıştı. Annem kapıyı aralayınca uyuduğumu görmüş, hep örten elleri yine üstümü örtmüş ve bir bardakta süt getirmişti. Sütü içirtmek için adımı her zaman ki gibi birinci de kısa ikinci de uzun çağırmış ama ben birincide uyandığım için ikinci kendime az da olsa gelmemi sağlamıştı. Bardağı alıp ‘Ben bu soruyu çözerim’ deyince sorunun sütün içinde eriyen şekerden daha karışık bir bileşime sahip olduğunu sabah bu konuşma bana hatırlatılınca anlamıştım. Evet, o hırs belki soruyu o an çözmeme yetmemişti ama daha sonra süte soru gözüyle bakan gözlerimin ve her bir uzvumun bütünleştiğine, menzile maksuda giderken bir’leştiği anlamıştım.. 14:47 - 5/2/2009 - yorum {1} - yorum yaz
|
Hakkımda Hep aynı hayale bu yolculuk.. Ana Sayfa Profilim Arşiv son peygamber karakutu gazeteler araştıralım Kategoriler Son Yazılar - Cemil MeRİÇ 'İnsan' - Dedim... - Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme - 'Kırma Dostun Kalbini...' Yunus Emre - HAMMAL!!! - SÜTLÜ SORUNUN HİKAYESİ - SİS HAYDAR ERGÜLEN - Taş Gazeli - İNŞİRAH - DÜŞ-ÜŞ-LEME... | |||||